mahocan hakkında

Antalyada yaşamaktayım. Edebiyatla çocuk yaşımda tanıştım. Bir çok yazma denemelerim oldu. Tiyatro oyun yazarlığı, şiirler, makaleler, sokak oyunları araştırmaları yapmaktayım.

Maniler

Halk kültüründe derlenmiş maniler

Elma verdim geline
Gelin almaz eline
Gelin almam dedikçe
Sarsam ince beline

Elma sarı nar sarı
Elmaya kondu arı
Kız oğlanı seviyor
Halt etmiş kocakarı

Portakalım portakal
Portakalım mis kokar
Benim bir efendim var
Altın kafesten bakar

Ayva gibi gül gibi
Benzin geçmiş kül gibi
Nasip olur alırsam
Geçiniriz gül gibi

Armudun dibi bayır
Dibinde aslan uyur
Uykun mübarek olsun
Bu akşam bize buyur

Elma attım nar geldi
Dar sokaktan yar geldi
Bir öptüm bir ısırdım
Al yanaktan kan geldi

Nar gibi oydun beni
Yalınız koydun beni
Aşkın bıçak ben elma
Ne nazik soydun beni

Portakal dilim dilim
Darılmış benim gülüm
Ben gülüme ne dedim
Kurusun ağzım dilim

Ayva gibi serindir
Kuyuları derindir
Altın ister at ister
O bir yosma gelindir

Armut dalda dal yerde
Bülbül öter her yerde
Daha duracak mısın
Şu gurbet ellerinde

Su gelir akmayınan
Ne olur bakmayınan
Çirkin güzel mi olur
Çok altın takmayınan

Ata binen efendi
Ceketi kahverengi
Benim yari sorarsan
Adı Muhsin Efendi

Pencereden Bakıver
Bir şişe ırakı ver
Irakıyı verirken
Kendini bırakıver

Dereye indim durdum
Bir çift güvercin vurdum
Güzellerin içinde
Emine’ye vuruldum

Pencerenin önünde
Kitap almış okuyor
Mis mi çaldın kekiline
Yel estikçe kokuyor

Entarisi Dikleme
Ufacık itikleme
Benden sana fayda yok
Boş kapıyı bekleme

Vezirköprü Dedikleri
Katık böreğidir yedikleri
Hiç aklımdan çıkmıyor
Geliyam,gidiyam dedikleri

Çorabın yivine bak
Dönderde bağına bak
Yar canın isteyince
Ankara dağına bak

Çise geliya çise
Beni vedile pise
Pisliğine yanmıyam
İlle boyu pek kısa

Akkoyun meler gelir
Bağrımı deler gelir
Yaşın küçük emme
Aklına neler gelir

Kar yağıya yağıya
Abamı giyecegim
Dul gişiye varıpda
Babamı Diyeceğim

Geydim çorablarımı
Bağladım bağlarını
Eşimden ayrılalı
Erittim yağlarımı

Dut Ağacı Dut Verir
Yaprağını Kıt Verir
Oğlan Büyük Kız Küçük
Sarıldıkca tat verir

Ben sana gelmi dedim
Duvarı Delmi Dedim
Demir kapı Dururken
Bacadan in mi dedim

Pınar baştan bulanır
Dağı taşı dolanır
Al sevdanı başımdan
Buna can mı dayanır

Mevsim kara kış idi
Kalemim gümüş idi
Daha yazacam amma
Ellerim çok üşüdü

Mektubum Dürt Köşeli
İçinde gül döşeli
Ağlamadığım gün yok
Yardan ayrı düşeli

Samanlık dolu saman
Sallan sevdiğim sallan
Eller düğün ediyor
Bizim düğün ne zaman

Altın saatim şak şak
Mümkün ise barışak
Arada derya deniz
Mektuplarla konuşak

Masa üstünde vişne
İşle ablacığım işle
Şimdi buradan geçecek
Yakışıklı enişte

Sandıklarda saklıyım
Kırmızı Yanaklıyım
Adaklıca kaynanam
Oğluna meraklıyım

Abim yaprak kesiyor
Efil efil esiyor
Abimi gören kızlar
Tavuktan kurban kesiyor

Ak taşı kaldır da gel
Yılanı öldürde gel
Eğer yarim gelmezse
Tut kolundan al da gel

Ata binen ağadır
Atın yolu dağadır
Kömür gözlü o yarim
Bu maniler sanadır.

Ağaca attım urgan
Dibinde sarı yorgan
O yar benim olursa
Kesecem çifte urban

Al elmanın alından
Tutsam sallanırım
O yarimin yanına
Girsem cullanırım

Ay doğar arılığa
Gün doğar kuruluğa
Buna canmı dayanır
Beş yıllık ayrılığa

Ak kabağın kökeni
Ele batar dikeni
Allah’ım sen kavuştur
Hasretlik çekenleri

Ak saman kara saman
Satılalım biz zaman
Sormak ayıp olmasın
Düğünümüz ne zaman?

Bahçeye indik miydi?
Karadut yedikmiydi
Karadudu yerkene
Ayrılak dedikmiydi

Ceviz dalı eğdiğim
Dibinde eğlendiğim
Hasta diye işittim
İyi oldunmu sevdiğim

Çay aşağı çarptığım
Çevresini kaptığım
Hiç aklımdan çıkmıyor
Sarılıp da yattığım

Tarlalarda pıtırak
Gelin kızlar oturak
Oturmaktan fayda yok
Haydi kaçak kurtulak

Sandık üstünde limon
Yatarım zaman zaman
Oğlan sana varacam
Memur olduğun zaman

Su gelir fıcıyınan
Ben içmem acıyınan
Yarim selam göndermiş
Dilinin ucuyunan

Evleri öte başta
Kuşlar öter ağaçda
Seni sevdim seveli
Aklım kalmadı başta

Karşıdaki pelidin
Üstündeki ben idim
Değildim ben hiç böyle
Sevdalıktan eridim

Sarı taksi geliyor
Ciğerimi deliyor
Ablam gelin gidecek
Sıra bana geliyor

Dama koydum yakacak
Şimdi yaylı kalkacak
Ben gidiyom askere
Sana kimler bakacak

Hasret yolu pirket taş
Dilim kuru gözüm yaş
Nasıl Kavuşacağız
Fidan boylu arkadaş

Tarlam tezek değilmi
Bağrım ezik değilmi
Sen orada ben burda
Bize yazık Değilmi

Sakın inme yamadan
Tutturamazsın taban
Beni unutamazsın
Diyar diyar dolaşsan

Karyolanın yayları
Ben beklerim ayları
Yarim gelecek diye
Yapıyorum çayları

Dama serdim kilim
Tut kaynana dilini
Şimdi oğlun gelirse
Kırar kambur belini

İpek mendil katarım
Kalpden kalbe atlarım
Bana bir muska yazın
Kem gözlerden çatlarım

Ağ terliğim biçtiğim
Leğende su içtiğim
Yüz bin igit içinde
Eliminnen seçtiğim

Ahşam aralar beni
Fitil yaralar beni
Yarsız döşeğe girsem
Döşek paralar beni

Alma attım dereye
Kız çıktı pencereye
Kız Allah’ın seversen
Al beni içeriye

Altın yüzük var benim
Parmağıma dar benim
Şu karşıki sarayda
Orta boylu yâr benim

Arpa biçtim azaldı
Yaprakları sarardı
Katlan sevdiğim katlan
Kavuşmaya az kaldı